ıllılı.ıl.lı.. Ask Çiçegim Forum ..ıl.lı.ıllılı
Dostluk Ve Paylaşım Plartformu
Aşk-Çiçeğim Forumuna Hoşgeldiniz. Forumumuzdan Yararlanmak ve Etkinliklere Katılmak İçin Lütfen Üye Olunuz.Foruma Üye Olmadan Önce Kurallarımızı Okuyunuz.

Kuralları Okumak İçin Tıklayınız...



ıllılı.ıl.lı.. Ask Çiçegim Forum ..ıl.lı.ıllılı

ıllılı.ıl.lı.. Biz Bir AiLeyiz Gel Sende KatıL Bize ..ıl.lı.ıllılı
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 MUSTAFA KEMAL'i AnLamak !!

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
AsK-ÇiÇeGiM


avatar

1
*Yaş : 26
*Kayıt tarihi : 16/05/09
Nerden : Kαуıρ Sєђiг
Hobileri : Forum düzenlemek,Müzik dinlemek,pc...
Lakap : CaDı :p
Aktiflik :
999 / 999999 / 999

Sanal Hayvanı : 5

ÖzeL
Yetenek:
100/100  (100/100)
Uyarı Puanı:
Tecrübe:
100/100  (100/100)
MesajKonu: MUSTAFA KEMAL''i AnLamak !!   Salı Mayıs 19, 2009 4:58 pm




"Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir.
Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız,
bu kafidir (yeterlidir)."
M.K.Atatürk




GİRİŞ


Atatürk, gerek etkileyici kişiliği, gerekse ahlaki meziyetleri ile tüm dünyanın kalbinde taht kurmuş, eşsiz bir liderdir. Çöküş arifesinde olan, enkaz haline gelmiş bir imparatorluğun, kölelik tehdidi ile karşı karşıya kaldığını sezinlemiş, milletimizi esaretten kurtarmak için büyük bir milli kurtuluş hareketi başlatmıştır.
Cumhuriyet tarihimiz süresince, kritik dönemler atlatan milletimiz, bir çok problemin üstesinden, yalnızca Atatürkçü düşünceye ve milliyetçi-muhafazakar kimliğe sahip çıkmakla gelinebileceğini artık kavramış durumdadır. Türkiye'nin 21. yüzyılda, büyük önderin hedef gösterdiği "muasır medeniyetler" arasında yer alması ve ülkemizin "lider ülke Türkiye" olması için Atatürk'ün açtığı bu yolda emin adımlarla ilerlenmesi gerekmektedir.
Atatürk, bir konuşmasında "Çağdaş bir cumhuriyet kurmak demek, milletin insanca yaşamasını bilmesi, insanca yaşamanın neye bağlı olduğunu öğrenmesi demektir"1 diyerek, Cumhuriyetin kurulması ve bekası için "insanca" yaşamanın önemine dikkat çekmiştir. Atatürk, Müslüman-Türk Milleti'nin insanlık onuruna yakışır şekilde yaşaması için bu sorumluğu kendi omuzlarında hissetmiş, ülkeyi sahiplenmiş, artık misyonunu tamamladığına inandığı bir imparatorluğun üzerine yeni temellere dayanan bir devlet kurmuştur.
Şüphesiz, Atatürk dünyada benzerine az rastlanan bir liderdir. Kendisi Türk Devleti'ni bizlere, özellikle de tüm kalbiyle güvendiği gençlere emanet etmiştir. Türk Milleti'nin bağrından, onun izini süren yüzlerce, hatta binlerce Atatürk çıkaracaktır. Nitekim Ulu Önder Atatürk de bu temennisini şu şekilde ifade etmiştir:
"İki Mustafa Kemal vardır. Biri ben, fani Mustafa Kemal; diğeri milletin içinde yaşattığı Mustafa Kemaller idealidir. Ben onu temsil ediyorum. Herhangi bir tehlike anında ben ortaya çıktımsa, beni bir Türk anası doğurmadı mı, Türk anaları daha nice Mustafa Kemaller doğurmayacaklar mı? Feyz milletindir, benim değildir." 2
Bizlerin yapması gereken ise Atatürk'ün ilkelerini daima ayakta tutmak, milletçe bu konuda bilinçlenmek ve onun gösterdiği güzel ahlakı örnek almaktır. Bunun için ise, öncelikle Atatürk'ün ahlakını yakından tanımakla başlamalıyız.
Atatürk'ü iyi anlamak; sadece onun şahsına yönelik övücü konuşmalar yapmak, sözlü olarak takdir etmekle değil, kendisinin milletinden ne istediğini anlamak, fikir yapısını ve ilkelerini hayata geçirmek demektir. Nitekim Mustafa Kemal Atatürk, kendisini anlamanın, onun yolunda ilerlemenin nasıl mümkün olacağını yol olarak bizlere şu şekilde belirtmiştir:
"Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kafidir (yeterlidir.)"3
İşte bu kitabın yazılmasındaki amaç; insanı insan yapan ahlaki değerleri Atatürk'ün sözlerinden alıntılarla anlatmak, bayrağımızın göklerde özgürce dalgalanması, Devletimizin ve milletimizin bekası için "güzel ahlakın" şart olduğu konusunda genç nesilleri bilinçlendirmektir. Ulu Önder Atatürk'ün dediği gibi yalnızca "kılıçla fetih yapanlar mağlup olmaya (yenilmeye) ve netice itibarıyle mevkilerini onlara bırakmaya mecburdurlar."4 Bu sebeple milletin ve devletin bekası için toplumu oluşturan her bireyin güzel ahlaklı olması lazımdır.

AHLAK GÜZELLİĞİNİN ÖNEMİ


Şanlı bir geçmişe sahip olan milletlerin arkalarında tarih boyunca her zaman, üstün yetenekli ve çok yönlü liderler olmuştur. Mustafa Kemal Atatürk de askeri ve siyasi olarak "sorumluluk alma" "sahiplenme", "fikir ve siyaset adamlığı" gibi özellikleri ile eşsiz bir liderdi.
Bugüne kadar pek çok kimse Atatürk'ün, başarılı liderlik özelliklerinin ardında, onun, yalnızca karizmatik kişiliği, yeteneği, zekası, karar verebilme gücü ve kendine olan güveni gibi özelliklerini aramıştır. Elbette Atatürk'ün başarısında bu dahiyane özelliklerin çok büyük katkısı vardır. Ancak Türkiye'nin 'uzun soluklu' liderinin başarısının ardındaki sırrı öğrenmek için asıl onun ahlaki özelliklerinin değerlendirilmesi gerekir.
Atatürk'ün hayatı, incelenecek olursa elde ettiği başarının onun ahlak güzelliğiyle son derece bağlantılı olduğu görülecektir. Atatürk, çöken bir imparatorluğun ardından, milletin bağımsızlığının tehlikeye girdiğini sezinlemiş ve bu tehlikeyi ortadan kaldırmak için pek çok fedakarlıkta bulunmuştur.
Şu, göz ardı edilmemesi gereken bir noktadır ki, Mustafa Kemal'in vatanı ve milleti için yaptığı tüm fedakarlıklar, onun inançlı yapısı sonucu ortaya çıkan güzel ahlak özellikleridir. Güzel ahlakın kökeni ise dine dayanır. Dini değerlere inanmayan, vicdanı ile hareket etmeyen bir insanın, tehlike altında olan vatanını ve milletini kurtarmayı düşünmesi, gelecek nesil için canını bile severek ortaya koyması mümkün değildir. Peygamberimiz Hazreti Muhammed, "Müminler arasında imanca en kâmil olanı, ahlakça en güzel olanıdır"5 buyurmuştur. Peygamberimiz (sav)'in bu sözü, Mustafa Kemal'in üstün ahlakının din ahlakına olan bağlılığından kaynaklandığının en güzel örneklerden birini teşkil eder.
Bir milleti birbirine kenetleyen en önemli bağ güzel ahlaktır. Toplumu oluşturan fertlerin güzel ahlaklı olması, toplumun genelini etkilediği gibi, sevgi, saygı, dürüstlük, fedakarlık, gibi ahlaki değerlerin yaşanması toplumu, her geçen gün daha da güçlü bir hale getirecektir. Ahlaki değerlerini ön planda tutmayı yaşam biçimi haline getiren insanlardan oluşan toplumda her zaman birlik, beraberlik ve dayanışma olur.
Güzel ahlakın bilinmediği toplumları ise, ahlaki dejenerasyon, içten içe kemiren korkunç bir hastalık gibi sarar. Sevgi, saygı, dürüstlük, fedakarlık yerine, çıkarcı ve egoist bir yapı hakim olur. Başka bir deyişle din ahlakının olmadığı yerde güzel ahlak da yoktur. Çünkü bir insanın güzel ahlaklı olmasını sağlayan Allah korkusu ve Allah sevgisidir. Ahlaki yapısı bozulan toplumlar eninde sonunda çökmeye mahkum olurlar. Tarihe baktığımızda bunun birçok örneğini görmek mümkündür.
Atatürk'ün, Türk Milleti'ne yol olarak gösterdiği Kuran ahlakı toplumda yaygınlaştığı zaman ise, yardımlaşma, adalet, fedakarlık, hoşgörü, dürüstlük gibi değerler daha fazla yaşanacak, toplumun fertleri dayanışma içinde daha da güçlü bir yapıya doğru ilerleyecektir. Yardımlaşma ve işbirliğinin olduğu toplumumuzda "birlikten kuvvet doğacak", yurdumuz dünya ülkeleri arasında hak ettiği yeri alacaktır.


***************************



En son Admin tarafından Salı Mayıs 19, 2009 5:01 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://ask-cicegim.forumm.biz
AsK-ÇiÇeGiM


avatar

1
*Yaş : 26
*Kayıt tarihi : 16/05/09
Nerden : Kαуıρ Sєђiг
Hobileri : Forum düzenlemek,Müzik dinlemek,pc...
Lakap : CaDı :p
Aktiflik :
999 / 999999 / 999

Sanal Hayvanı : 5

ÖzeL
Yetenek:
100/100  (100/100)
Uyarı Puanı:
Tecrübe:
100/100  (100/100)
MesajKonu: Geri: MUSTAFA KEMAL'i AnLamak !!   Salı Mayıs 19, 2009 4:58 pm

ATATÜRK'ÜN AHLAKİ KİMLİĞİ


Atatürk, sadece siyaset adamlığı ve askeri kişiliğiyle değil, aynı zamanda ahlaki kimliği ile Türk Milleti'nin önünde çok güzel bir örnektir. Ulu Önder Atatürk, İslam ahlakıyla ahlaklanmış, tam bir Osmanlı beyefendisidir.
İnsanlara karşı son derece müşfik ve hoşgörülü olan Atatürk'ün yüreği, millet ve insan sevgisiyle doludur. Onu tanıyanlar her zaman bitmek bilmeyen sabrını, fedakarlığını, insan sevgisini takdir etmiş ve medeni kişiliğini gıpta ile izlemişlerdir. Cemiyet hayatına düşkünlüğü, sosyal ilişkilerdeki başarısı ve candan konuşmaları ile tanınan Atamızın tüm bu özellikleri, aslında onun güzel ahlakının bir yansımasıdır. Büyük Önder, yaşadığı zor şartlarda bile bu kişiliğinden taviz vermemiş her zaman çevresindekilere neşe, canlılık ve moral vererek kendisini tanıyan her insanın kalbinde çok önemli bir yer edinmiştir.
Atatürk'ün güzel ahlakı, Türk Milleti için her ne pahasına olursa olsun hizmeti kendine ilke edinmesinden ve bu uğurda hiçbir özveriden kaçınmamasından anlaşılmaktadır. Fedakarlık için asıl önemli olanın ulusun ve vatanın esenliğini ve güvenliğini sağlamak olduğuna inanan Atatürk gerekirse bu uğurda canını bile feda edeceğini söylemiştir:
"Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı vereceğim.6
Ahlakı ile de her zaman Müslüman Türk halkına örnek olan Atatürk son derece merhametli, şefkatli ve bağışlayıcı bir yapıya sahipti. Yakın çevresinden bir dostu Mustafa Kemal'i şu sözlerle anlatmıştır:
"Duruma göre esnek davranmasını bilir, kimseye asla kin tutmaz, ne kadar kızarsa kızsın bir zaman sonra onu affeder, olanları unuturdu. Bu yüzden çevresindeki bir çokları zaman zaman gözden düşer, sonra yeniden affedilir, eski yerini alırdı." 7
Atatürk'ün ahlakında ailesinin muhafazakar ve manevi değerlerine bağlı olmasının çok büyük rolü olmuştur. Çocukluğunde iyi bir aile terbiyesi görmüştü. İlk din eğitimini annesi Zübeyde Hanım'dan almış ve yine dindarlığıyla tanınan babası Ali Rıza Bey'in güzel ahlakından da etkilenmiştir. Mazbut bir ortamda büyüyen Mustafa Kemal çevresinde, küçük yaşlardan itibaren efendiliği ve candanlığıyla tanınmıştır.
Atatürk'ün ilişkilerinde saygı ve sevgi esas olmuştu. Ve Mustafa Kemal insana her zaman hak ettiği değeri vermişti. Kalbi milletinin bireylerine karşı sevgi ile dolu olan Atatürk her zaman, "Millet sevgisi kadar büyük bir mükafat yoktur"8 derdi. Mustafa Kemal Atatürk'ün en önemli özelliklerinden biri, çevresiyle olan insan ilişkilerini hep yumuşak, sıcak ve içten tutmuş olmasıdır. Herkese sevgi ve iyi niyetle yaklaşır, her an yardımseverliğini ön planda tutmaya çalışırdı. Çevresinin kalabalık olmasından çok hoşlanır, devlet ve bilim adamlarını akşam yemeklerine davet eder, ülke meselelerinden bahseder, onları çok güzel ağırlardı.
Özel hayatında büyük bir sadelik içinde yaşayan Atatürk, sahip olduğu bu üstün ahlak özelliğini göstermek için birçok çocuğun hamiliğini üstlenmiş, birçoğunu da manevi evlat olarak kendine seçmişti. Atatürk'ün manevi evlatları, Afet İnan, Sabiha Gökçen, Fikriye, Ülkü, Nebile, Rukiye, Zehra, Mustafa, Abdurrahim, İhsan'dır.
Bir ulusu yok olma tehlikesinden kurtaran Atatürk, insanların küçük görülmesinden hoşlanmaz, her kim olursa olsun, Allah'ın yarattığı bir kul olduğu için ona değer verilmesi gerektiğini düşünürdü. Milletinin ayrı ayrı her evladına kıymet verir, herkesin de birbirine aynı değeri vermesini isterdi. İnsanları küçük düşürecek tavırlar, alay ve lakap takma gibi çirkin ahlak özelliklerini hiç sevmezdi.
Karşısındaki insanı küçük görme ve ona alçaltıcı lakaplar takmanın İslam ahlakında da çirkin karşılanan bir tavır olduğunu bilen Atatürk, o dönemde kentlerde yaşayıp da köylüleri küçük gören vatandaşlara, şiddetle karşı çıkmış, köylüyü küçük gören, onların cahil, anlayışsız ve kaba olduğunu savunanlara ve birbirlerine hakaret kastiyle "köylü gibisin" diyen kişilere, "Türkiye'nin gerçek sahibi ve efendisi köylüdür" diye karşılık vermiştir. Köylünün layık olduğu değeri göstermek için de gittiği yerlerde bu sözünü tekrarlamıştır.9
Ahlakının temelini İslam ahlakı üzerine kurmuş olan Atatürk'ün bu ahlakı yine Kuran'ın öğretisi ile çok mutabıktır. Zira Hucurat Suresi'nin 11. ayetinde Allah, alay, lakap takma ve küçük düşürmenin çirkin özellikler olduğunu bildirmiş, bir ayetinde şöyle buyurmuştur:

"Ey iman edenler, bir kavim (bir başka) kavimle alay etmesin, belki kendilerinden daha hayırlıdırlar; kadınlar da kadınlarla (alay etmesin), belki kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendi nefislerinizi (kendi kendinizi) yadırgayıp-küçük düşürmeyin ve birbirinizi 'olmadık-kötü lakaplarla' çağırmayın." (Hucurat Suresi, 11)

Atatürk, güzel ahlaklı olduğu kadar aynı zamanda çok ince düşünceli bir insandı. Neşeli, nüktedan yapısı ve keskin zekası ile açıkları kapatır, kimsenin utanacağı bir duruma düşmesini istemezdi. Bir ülkenin Kralının katıldığı yemekli bir davette gelişen bir olay onun güzel ahlakını yine ön plana çıkarmıştı. Atatürk'ün bu olay esnasında gösterdiği ince davranışı şöyle anlatılmıştır:
"Yemek sırasında garsonlardan biri, fazla heyecanlandığı için mi nedir, elindeki büyük porselen tabakla yere yuvarlandı. Sofradakiler utanç içinde önlerine baktıkları bir anda Atatürk sanki hiçbir şey olmamış gibi Kral'a doğru eğilerek : Bu millete herşeyi öğrettim, fakat uşaklığı öğretemedim. diye hem meseleyi kapattı, hem de ortalığı neşeye boğdu. Garsona da 'vazifene devam et! Emrini verdi.10
Türk Milleti'ne bizzat ahlakıyla örnek olmuş Atatürk, gerek devlet yönetimi, gerekse yapmış olduğu reformlarla halkın da güzel ahlakı yaşaması için bir çok tedbir almıştır. Şimdi bu konuları sırasıyla inceleyelim.


Güzel Ahlakın Kaynağı Dindir: Atatürk'ün İslam
Dinine Bakış Açısı

Atatürk hakkında en çok tartışılan konulardan biri onun din anlayışıdır. Bazı çevreler, Atatürk'ü her zaman 'din aleyhtarı' gibi göstermeye çalışmışlardır. Mustafa Kemal'in sözlerini, izlediği yolu ve politikalarını gözden geçirdiğimizde gerçeğin hiç de bu çevrelerin iddia ettiği gibi olmadığını, aksine Atatürk'ün dinine bağlı bir insan olduğunu görürüz. Atatürk'ün dindarlığını onun en yakınlarında öğrenmek gerekir.
Atatürk'ün Dindarlığı Hakkında Ne Dediler?
Atatürk'ün manevi kızı Sabiha Gökçen Mustafa Kemal şöyle anlatıyor:
"Ata'nın elini öpmek üzere yanına girdim. İşleri ile meşguldü. Bir süre ayakta bekledim. Birden derin bir iç geçirdi. Ve "Allah" dedi. O bunu sık sık tekrarladı. Atatürk hakkında evvelce çok şeyler duymuştum. Bu tesirle olacak bir hayli şaşırdım. Onun ağzından Allah kelimesini duymak beni bir hayli şaşırtmış ve heyecanlandırmıştı. Atanın yüzüne şaşkınca bakmış olacağım ki,
-"Sen dindar mısın" diye sordu?
-"Evet dindarım" dedim. Ve bu cevabımı nasıl karşılayacağını anlamak için ürkek ürkek yüzüne baktım. Cevabım hoşuna gitmişti.
"Çok iyi, Allah, büyük bir kuvvettir. Ona inanmak lazımdır" dedi. Ve bu konuda uzun uzun izahat verdi. Ben de o zaman anladım ki, Atatürk hakkında söylenenlerin aslı yoktur. Ve Ata, bütün söylenenlerin hilafında dindar bir insandı.11

Atatürk'ün diğer manevi kızı Ülkü Şüküllüoğlu anlatıyor:
"Annemi Zübeyde Hanım büyütmüştür. Onun anneme anlattığı bir anıyı aktarayım. Atatürk, 25 Ağustos'ta Kocatepe'ye çıktığı zaman orada şöyle dua ediyor: "Allah'ım senin bana verdiğin fikir ve zeka ile ben bütün planlarımı gerçekleştirdim. Bundan sonrası artık senin mukadderatın…" O, Allah'ına inanan bir insandı. Paşa, Ramazan'da Dolmabahçe'de veya Çankaya'da olduğunda anneme "Vasfiye oruç tutuyor musun?" diye sorarmış, annem "tutuyorum" dediğinde çok memnun kalırmış. Bana hastalandığımda dua ettirirdi, kendi de ederdi. Çok iyi hatırlıyorum, tifo geçiriyordum çok üzülmüş beni kurtarması için Allah'a dua etmiş. Annesi Zübeyde hanım da çok dindarmış. Anneme daha 7 yaşındayken Kuran dersi aldırmaya başlamış. Kız kardeşi Makbule hanımın da devamlı namaz kıldığını biliyorum."12
Safiye Ayla anlatıyor:
"Annesi Zübeyde hanım da ablası Makbule hanım da çok dindar insanlardı. Namaz kılarlardı. Tam dindar bir aile ortamında yetişti. Atatürk de dindar bir insandı. Çok beğendiği Hafız Yaşar vardı. O Kuran okunurken gözlerinden yaşlar okunurdu. Hatta bütün hocaları toplayıp ayetleri okuyup izah ederek incelemeler yapardı. Bana "Allah'ın sana verdiği lütfu unutma ve bununla şımarma, mütevazi ol, daima Allah'a şükret" derdi. Kendisine "Paşam şunu yaptın, bunu yaptın" diyenlere "Bana Allah yardım etti, ben talihli bir insanım derdi." 13

***************************

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://ask-cicegim.forumm.biz
 
MUSTAFA KEMAL'i AnLamak !!
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
ıllılı.ıl.lı.. Ask Çiçegim Forum ..ıl.lı.ıllılı :: (¯`·.(¯`·.(¯`·. Kültür, Sanat ve Yaşam .·´¯).·´¯).·´¯) :: Atatürk Köşesi-
Buraya geçin: